15 Ekim 2012 Pazartesi

Bu Rakı "Sahte Rakı"



Zaman zaman dünyanın adaletini fazlaca sorguladığım anlar olur.
Kimi zaman ise adil yanlarını da görürüm. Fakat işin içine şansa bağlı durumlar girdiğinde çok nadir insanlar bundan olumlu şeyler koparabiliyor.
Mesela bazı adamların harika yetenekleri, harika enerjileri olmasına rağmen gözlerden uzak olması, bununla birlikte; nerede kaypak adam varsa, nerede "ben" delisi adam varsa onların gün yüzüne çıkması iğrenç bir adaletsizlik bana göre.

Biraz sitemkar bir giriş yapmış olsam da size müthiş bir ekipten bahsedeceğim dostlar. Tabii aynı zamanda şimdiye kadar neden bahsetmediğim konusunda da baştan özrümü diliyorum..

" Sahte Rakı the Blues Band "


Bu adamlar öyle adamlar ki.. Öncelikle sahne performansları muazzam! Rock'n Roll ve Blues severler için kaçırılmayacak bir nimet adeta. Hatta sadece Rock'n Roll ve Blues da dememeliyim çünkü, bu gruba bir kere kulak kabartıldığı anda, hangi müziği dinlerseniz dinleyin, onların enerjisi karşısında kendinizi tutamayacaksınız  eminim ki siz de.. Bu yüzden tek bir kategoriye de sokamıyorum bu şahane insanları..

Efendim, ekip 8 kişiden oluşuyor. İsimleri ve çaldığı enstrümanlarıyla şöyle kısaca bir tanıtayım sizlere;
" Vokalde; Korhan Kodaman
  Gitarda; Emre Malikler
  Saksafonda; Fırat Avcı
  Saksafonda; Emir Erünsal
  Trombonda; Eser Evcil
  Mızıkada; Dinçer Tuğmaner
  Bass Gitarda; Eren Mutlu
  Davulda; Koray Kurt  " mevcut.

Hepsi gündelik yaşamdaki işlerinde de harika yerlerde olan, başarılı isimler ve bu isimlerin sahnede de bir araya gelmesiyle muazzam bir eğlence çıkıyor meydana..
Bir dönem "Hakan Bey" programında da orkestrada yer alıyordu kendileri.

Ayrıca gruba mızıkası ile eşlik eden Dinçer Tuğmaner, Pazar Akşamları 20.00' de, 94.5 Rock Fm'de "Akşam Treni" isimli bir Blues programı sunmaktadır. O program da ayrıca bir şaheser belirtmeden geçemem.

Bunların dışında bir de benim özellikle düşündüklerime gelecek olursak; her birinin harika muhabbeti ve inanılmaz samimiyeti var. Zaten onları "ben"ciliğin dışında tutan şey de bu müthiş samimiyetleri.
Fakat yazıya giriş cümlelerime bağlayacak olursam; bu müthiş adamların ve bir araya geldiklerinde ayrıca coşan muhteşem enerjilerinin daha fazla kitleye ulaşması o kadar mühim bir olay ki..
Piyasada müzik adı altında delicesine bir kirlilik varken ve o kirlilik, üzerine renkli boyalar atıla atıla, ittire ittire bir kalıba sokulurken, gerçek müzisyenlerin varlığına bizlerin ihtiyacı var..
Canlı performanslarda sesi bile çıkmayan insanları "sanatçı" diye izlerken neler kaybettiğimizi görmemizi sağlayan isimler de var işte bu piyasada, ama benim bilmem yetmez, senin, onun bilmesi de yetmez bu piyasa kirliliğini temizlemek için..
Onlar için her dinleyicinin önemi var muhakkak ister bir kişi olsun, ister milyonlar olsun. Fakat bizlerin esasında onlara o kadar ihtiyacı var ki.. İşte sırf bunun için daha çok dinleyelim, daha çok dinletelim ve kendimiz için bir şeyler yapmış olalım!

Duruşları ve samimiyetleri için onları tebrik ederek yazımı sonlandırıyorum. Bulup, araştırıp dinleyin derim, ben ufaktan bir yolluk sunacağım size tabii ki :)

Burdan yakalım         Bir de burdan yakalım          Haydi bir de burdan

Dahasını da siz araştırıp bulacaksınız artık ;)

Hoş kalın.
Cut!


20 Eylül 2012 Perşembe

Mimliyiz, Mimliler, Mimli

                                                 (Görsel içimden geldi)

Hey, blogdaş naber?
İyilik benden de işte. Canpare arkadaşım ve blogdaşım olan Sercancığım bana mim selamı yollamış yine :)
Yazmama ön ayak oluyor böylece, teşekkür ediyorum ona :)

Haydi şöyle geçelim.

***

Favori rengin?

Favori rengim ?? Aslında böyle tek bir cevap verilmesi gereken sorularla karşılaşınca geriliyorum ben. Yorum adamıyım yani. Adamıyım derken öyle değil. Aman neyse olmadı zaten hiç. Tek cevap vermesem olmaz mı ? Tabii ki olur.
Siyah severim, mavi severim, beyaz severim, bordo severim, gri severim. Fakat siyahın yeri bi farklıdır, her şeye uyum sağlar, asildir falan.

Favori hayvanın?

Hepsine bayılırım. Hayvanlar çoğu insandan daha güzel çünkü.
Gel gelelim ki; o köpekler yok mu o köpekler. Çok seviyorum kerataları.

Favori sayın?

Henüz çok bi hayrını görmüş olmasam da 6 ve 11 .

Facebook? Twitter?

İkisi de benim bebeklerim geyiğini yapayım mı ? Tamam, yapmıyorum.
İkisinin de farklı farklı yönleri var ama sanki artık Twitter daha bi "sosyal medya" temsili, aracı gibi geliyor.

Tutkunuz?

Gerçek tutkuyu bulmak. Vuu.
Şaka maka bu aralar en büyük tutkum gelecekteki beklediğim, umduğum iş olanakları. Hayal ettiğim gibi olursa güzel olur be. Olsun be. He ?

Hediye almak mı, vermek mi?

Lafı uzatıp kibarlık yapmanın alemi yok. Almak elbette :) Amaa, sevdiğim birisinin gerçekten çok istediği bir şeyi bulduğumda, onu o kişiye almak çok hoşuma gidiyor.  Kibarlık yapmaksızın "gerçekten" çok seviniyorlar ya hani o an, bayılıyorum işte ona :)

Favori günün?

Cuma - Cumartesi.

Favori çiçeğin?

Papatya ve Nergis. Hele Nergis öyle güzel kokuyor ki, mmm.


Ben de bu mim i , yazıyı ilk okuyup yorum yapan blogdaşıma aktarıyorum ( doğal olarak Sercan hariç :P ) . Kimse yorum yapmazsa da napalım artık, beğenen kapsın :)

Hoş kalın.

Cut.

13 Eylül 2012 Perşembe

Mim Var Dediler Geldim

Selaam blogdaşlar. İzmirden yepyeni geldim daha. Güzel bi tatildi, yer yer sıkılsam da iyiydi işte.
Canparem ablamı nişanladık mesela. Yerim onu ben.
Neyse, şimdi yeniden döndüm buralara ve baktım ki Sörcınım beni mimlemiş.  Hemmen şimdi onun mim'ine icabet ederek, yeniden aranıza dönme yazısını da yazmış bulunmak istiyorum.
Haaydin başlayalım.

Günün nasıl geçti?

Günüm güzel geçti. İzmir'den yeni dönmüş olma yorgunluğu vardı üzerimde biraz. Ama pek sevdiğim arkadaşım Tolga ile Benzin'e gittik. Çok şahane olmuş. Dekor falan şahaneydi, bayıldım. Sonra Ahmet'ler geldi başka yere geçtik falan, iyiydi yani.

İsim vermeden bahset; 

Haani kuşlaaar ağaçlaar, binbir renkli çiçekleeerr diyip kapatalım konuyu.

Neden hep cam kenarı?

Cam kenarı güzel bir yer çünkü. Geçmek isteyen insana yer verip rahatsız olma durumun yok. Kulaklığı takıp sessiz sakin yolunu izlersin mesela paşa paşa. O esnada bir şeyler düşünürsün, hayal falan kurarsın. İyidir yani. Ama bir de koridoru düşünelim. İnecek olana yer verme çilesi var. Hadi onu geçtim cam kenarına yola göz takılma durumu varken; koridor tarafında, yanında oturan kişinin uğraştığı şeye gözün takılıyor. Onun kitabına salça olmak, ya da anlamsız yere adamın mesajına göz kayması gibi. Bunları tabii yaptığım için söylemiyorum he yanlış anlaşılmasın. Maruz kalmıyor değiliz.

Bugün kendin için ne yaptın?

Bugün kendim için; arkadaşımla sohbet edip hasret giderdim, nargile içtim, batak oynadım. Evet bunları kendim için yaptım.

Twitter Anasayfa'nı aç, gözüne ilk takılan!







Evet, küfür ediyorum şu an.

Düşün ki o bunu okuyacak;

O, bu, şu, bizler, sizler hepimiz okuyalım ne güzel işte.

Kahkaha atmana neden olan karikatürler : 























Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz:

Şu facebook oyu n isteklerinden bıktym usandım.

Cümle düşün, sonra yerlerini değiştirerek yaz:

konserini lansman Ceylan Ertem'in bugünkü kaçırdım.

Ctrl+V yap: 

http://www.youtube.com/watch?v=FzJ7oSK_kOU&feature=share

Ben de bu mim esnasından çok eğlendiğimi belirtmeliyim. Sercancığıma teşekkürlerimi sunarak . Ben de mim i  Bengü ' ye aktarıyorum.  Hoş kalın.

Cut.

13 Temmuz 2012 Cuma

Gülee Gülee Bannaa

Ben yine, geçen seneden tahmin edeceğiniz gibi Çandarlı'ya gidiyorum. En nihayetinde tatil yapmak benim de hakkım di mi ama? Herkese iyi tatiller dileyip kaçıyorum. Mutlu kalın.


Cut.


* Gene Geleceğim! *

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Foto Foto

Günaydın blogdaşlar.
Fotoğraf makinesi çekilişine katılmaktayım. 
Şans dileyin de bana çıksın. 

Fotografium Nikon D3200 Profesyonel Fotoğraf Makinesi Hediye Ediyor. Siz de katılın Nikon D3200, Lowepro Çanta (DSLR Video Fastpack 250 AW Sırt Çantası) ve Slik Tripod (Slik 500DX Tripod) kazanma şansı elde edin.
http://goo.gl/ciXjD?ref=1062 adresini ziyaret ederek detaylı bilgi alabilirsiniz.

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Bugün'ü Not Ediyoruz


Eveet harika bir gün geçirdim a dostlar.
Güven Erkin Erkal'ı okulda ağırlama şerefine eriştim. Muazzam bir seminer oldu. Türkiye Rock Tarihi'nde neler varmış da bizim haberimiz yokmuş. Biliyorum diye geçinelim biz anca öyle.
Ayrıca üstatta öyle muhteşem bir birikim ve arşiv var ki, sonsuz saygı duyulası. Buna rağmen gösterdiği sonsuz mütevazılık da onu fazlaca sevmemiz için yeterli bir sebep.
Fakat ben anladım ki bizim yeni neslin yolu yol değil. Yani en azından bu konuya dair umut çok az.
Hiç ilgisi olmayan adamı bile bir yerinden çekebilecek öyle güzel, öyle saklı kalmış şeylere sahipti ki bu seminer.. Kıymetini bilene tabi.. Neyse ki ben fazlasıyla kıymetini bilip, pür dikkat dinledim, izledim, iyi ki de çağırmışım. Her şeyi geçtim, bize  - en azından bana -  bu kültürü bi şekilde aşılamış olan, şeker gibi, son derece  samimi bir adamla tanışmış oldum. Çalışmalarımıza dair harika fikirler de aldık, ufkumuzu açtı biraz daha önerileriyle. Benden mutlusu yok yani şu an.
Bu arada bir önceki yazıda umut ettiğim şey de gerçek oldu. Güzel ve keyifli birkaç tavla maçı gerçekleştirdik kendisiyle. Evet, yenildim elbette ama  en keyifli tavla yenilgisiydi.
Neyse dostlar ben imzalı güzel afişimi asmaya gidiyorum.
Bendeki bu heyecan da n'olucak bilmiyorum ama haydin görüşürüz.

Cut!

20 Mayıs 2012 Pazar

"Güven"li Kalalım!


Şimdi bir adam hayal etmenizi istiyorum.
Bu adam; sevecen mi sevecen, egolarından son derece arınmış, bilgisiyle insanları kendisine hayran bırakan, kıp kıvırcık bir adam :)
Kim midir bu adam ? Görselden tanıyamayanlar varsa onlar için söyleyeyim;
Elbette en kaliteli ve bilgili "müzik sever" Güven Erkin Erkal.
Benim ve rock müzik ile ilgilenen insanların %90'ı için Güven Erkin Erkal demek, "rock" demektir. Neden mi?
Çünkü ben vakti zamanında gerek yerli, gerek yabancı, gerek underground, gerekse popüler müzik gruplarını işte bu kıymetli adamın radyo & televizyon programlarında, dergilerinde öğrendim, dinledim.
Bazı insanlar vardır çoğu işi öyle güzel yaparlar ki, "vay be insan bu kadar da yetenekli olur mu be arkadaşım!" dersiniz içinizden. İşte bu adam öyle bir adam. Yaptığı bütün işleri kendisine yakıştıran cinsten.

Mayıs ayı içerisinde de birçok ilde ve birçok üniversitede engin bilgilerini genç kitlelere aktarmak için bir seminer başlattı Güven Erkin Erkal.
Seminerin adı Türkiye'nin Rock Tarihi.
Bu semineri ilk duyduğumda müthiş heyecanlandım, acaba dışarıdan katılım olur mu diye düşünüyordum ki aklımda bir ışık yandı.
"Ben de sorayım, belki bizim okula da gelir" diye geçiriverdim içimden ve sordum kendisine.
Tüm sevecenliğiyle, saniyesinde bana "elbette" cevabını veren bu güzel adamı ağırlamak için koyuldum iş başına. İşte gün ayarlamalardır, okuldaki izinlerdir, duyurulardır odur budur derken hallettim ve geldi çattı son 2 gün.
Ama öyle çok heyecanlıyım ki blogdaşlar.
Hem organizasyonun verdiği heyecan var, hem bu seminerde dinleyip daha da fazla öğreneceklerim var hem de oturup Güven Erkin Erkal'la muhabbet etme güzelliği var. Aklımdaki tonla soruyu sorup, enfes fikirlerini duymak istiyorum bir an evvel.
Hatta çok sağlam bir tavla ustası olduğunu bildiğimden, bir tavla maçı da teklif etsem mi diye de düşünmüyor değilim ama ezilme ihtimalim çok yüksek :)
Ama size şimdiden söyleyeyim eğer aklımdaki fikirlere güzel bakarsa, -ki bu adam öylesine güzel bir adamken- daha sıkça karşılaşabiliriz belki de :)
Neyse, bu yazıya son verirken üstadın kendi sözüyle kapatmak istiyorum.

Sert kalın, taviz vermeyin!

Cut!